
Her insan, felaketzededir. Felaketin ne olduğu ise değişken, şahsi ve görecelidir.
Hârût ve Mârût’un felaketi büyük konuşmak, kimi toplumların ay ve güneş tutulması veya kuyruklu yıldız görünmesi. “Kara duman”, Türklerde bir felaket habercisi.
Öte yandan “Amel defterinin sol veya arka taraftan, kara olarak verilmesi, bizce, insanoğlunun başına gelen/getirdiği en büyük felakettir. Bu felaketzedeler artık cehennemlik olmuşlardır.”
Felaketzedeler, felaketin kelime anlamı itibarıyla, gökle irtibatlı bir şekilde felakete uğrayanlardır. Peki, felaketin neden gökle irtibatlı olduğuna inanılır? Felaketin, feleklerin çoğulu (felekât) olması, bir rastlantı mıdır? ve en önemlisi
bizim, felaketi karşılamamız nasıldır?
dünbilim yazarları olarak üçüncü sayımızda bu soruların peşine düşüp toplumsal, kültürel ve manevi hayatımızın felaketlerini, felaketzedelerini aradık. Aramaya çalıştık. Umuyoruz ki, siz kıymetli okura faydalı olur.
İÇİNDEKİLER





